Arkadaş Hayvan

İnsan sosyal bir varlıktır. Bu felsefe ile başladı herşey. Yalnızlığı insanlarla paylaşan insan sosyalleşmeye başladı. Kendinde olan özellikleri paylaşmayı ihtiyaç olarak kabul ettiği günden beri hep birileriyle zaman geçirmek yalnız kalmamak istedi. Kendisine yıllarca destek olan insanlardan bir gün yanıt alamayınca başka şeylerle kendini avutmak istedi. Ona tepki verecek ona sırt dönmeyecek arkadaşlarla. İnsanlardan aldığı yaralarla törpülendi, sevginin menfaatsiz halini aradı, yönetmeyi değil sevmeyi öğrendi. Bir gün yolda yürürken bir köpek gördü. Yavrularıyla bir kenara sığınmış zaman zaman o acımasız sokaklarda bir lokma gıda bulmak için dolaşan ve yılmayan bir köpek. Hayvan kendini adeta parçalıyordu yavrularını yaşatmak için. Her gün bir yavrusunu kaybediyordu. Ama hiç vazgeçmiyor son yavrusu kalana kadar onu yaşatana kadar uğraşıyordu. Onu bıraksa kendisi de yaşayabilir, bağlı olmak zordur. Bu bir içgüdü bir gen yansıması. Buna engel olamaz kodlarına işlenmiş bir kere. Bunu algılayacak bir beyne sahip olsa herşeyi yoluna koyabilirdi. Bu bir hayvan. Doğası bu. Bunu ancak insan yapabilir. Türlü sorunlara o mükemmel donatılmış aklıyla verdiği kararlarla çözüm bulabilen insan. Hala o köpeğe bakıyordu. Kendine ders çıkarırcasına, yaşamanın ne kadar değerli olduğunu bilen bir eda ile.Karşılıksız sevgiyi o zaman anladı. Bir yavru bir anne köpeğe ne katabilir ki. Büyüyünce bir parça et dahi getirmez. Hatırlamaz bile onun onun annesi olduğunu. İşte hayvanlık budur.

Biz öyle miyiz? Biz insanız. Bir hayvandan bu kadar farklı iken onunla nasıl arkadaş olabiliriz. İşin cilvesi de burda. Farklılıkları seviyoruz. Onlara bakarak köpek olmayı öğrenmiyoruz. Aksine onları gördükçe insan olmayı öğreniyoruz. Onlar akılları iradeleri olmadığı halde bunları yaparken biz niye yapamıyoruz. Biz birbirimizi yaşamak için de değil hiç değeri olmayan sebeplerle kırıyoruz. Birlikte olamıyoruz. Herkes babasının kendisine aktardığı genlerle yaşarsa ne katabiliriz yeni insanlara. Aynı düşünceyi yıllarca savunarak, aynı intikam duygusuyla yıllarca kinlenerek. İyiliğin içimizde olduğunu biliyorken dışarıya nefret saçarak. Köpekler bunu yapmıyor. Belki de onlarda olmak istediğimiz zararsız halimizi görüyoruz. Çok kızdırmadıkça zarar vermiyorlar. Aslında çok zarar görmedikçe zarar vermiyorlar.

Arkadaş hayvanlarımız oluyorlar. Gerçekten duyguları olmadığını bilmek acı. Oysa biz onlara ne anlamlar yüklüyoruz. Arkadaş olma sebepleri ise bizimle iletişim kurabiliyor olmaları. Konulamasalar da ellerindeki imkanlarla dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Onlara birşeyler anlatabiliyorsunuz. Bizi dinliyorlar sonra gidip dışkılıyorlar. O zaman da insanın değerini anlıyoruz. Bir insan kadar değeri olamaz bir hayvanın. Ancak kimi insandan değerli olabilir.

Çocuklarımızı onlarla, pet hayvanlarıyla büyütürsek daha sosyal oluyorlar. Son yapılan araştırmalar bunu artık desteklemiyor. Köpek besleyen ailelerin gelir durumunun daha iyi olduğunu ve bu ailelerde yetişen çocukların iyi beslenme sonucu daha atılgan ve özgüvenli olduğunu söylüyorlar. Hiçbir zaman bir insan gibi değiller. Çok acil durumlar olmadıkça onların varlığını unutuyoruz. Gergin olduğumuz günlerde yanımıza geliyor git diyoruz, ortalığı dağıtıyor kızıyoruz onu cezalandırıyoruz. Onun bir insan gibi pişman olacağını sanıyoruz. Çağırdığımızda yanımıza gelmiyor, pataklıyoruz. Bizim sözümüzü dinlemesi mi gerekiyor? Arkadaşlarımızın yanında otur diyince oturacak, sürün diyince sürünecek.Eğitimli olacak. Eğitim alana kadar aç kalacak çeşitli şiddet aletlerine maruz kalacak. Sonunda herkesin önünde alkışladığı için bu bir başarı sayılacak.

Hani onlar bizim arkadaşlarımızdı. Oysa yangında sahibini bırakmayan da, karda donarken yardım çağıran da, depremden önce uyaran da, yaralandığımızda yanımızda duran,gittiğimizde bizi bekleyen, en vahşi hayvanlara karşı önden giden bize siper olan da onlar. Hayvanlar kendilerine yapılan iyiliği iyi bilirler. Kendilerini besleyenleri her daim korurlar. Onlar Allah’ın sessiz kulları. Tek yaptıkları doğalarına işlemiş olanı  ve yapmaları gerekeni yeri ve zamanı gelince gerçekleştirmek. Biz bunu bile anlayamıyoruz. Her zaman yanımızda olan hayvan bir hata yaptığında ona kızıyoruz. Arkadaşlığı da yanlış anladığımız burdan belli. İstediğimiz bir kedi için cenaze töreni düzenleyip binlerce kişiyi toplamak değil. İnsan önce kendi türünü korumalıdır. Hayvanlar başlarının çaresine bakarlar. Doğada yavru halde başının çaresine bakamayan hep bir yardıma ihtiyaç duyan canlı insandır. Çoğu hayvanın yavrusu doğduktan kısa bir süre sonra yürümeye, gıda bulmaya başlar,ancak bebekler bunu yapamaz.

Bir şekilde insanlar hayvanlara muhtaçlar. Onlardan kimi zaman gıda olarak kimi zaman duygusal olarak faydalanıyoruz. İnsan karıncaya dahi anlam yükleyip onu en çalışkan hayvan olarak nitelendiriyor. Çalışkanlık insanın doğasında olanı yapması ise bugün çalışkan dediğimiz insanlar ne kadar doğalarına uygun işler yapıyorlar bunu sorgularız.Arkadaş hayvan derken de insanın önce kendi türünde arkadaşlığın ne demek olduğunu bilmesi gerekir.

Sonuç olarak hayvanlarla arkadaşlık kurmak için kendi arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizi düzeltmeliyiz. Hayvanlar konuşamıyor ve iyi bir arkadaşın; arkadaşının ne düşündüğünü, derdi olup olmadığını bilmesi arkadaş olacağı hayvanın da dertlerini anlayabilmesi açısından önemlidir. Arkadaşlarımızla – insan ve ya hayvan olsun- iyi geçinelim, onlara gereken değeri verelim ki bir gün onları kaybettiğimizde vicdanımız rahat olsun.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir